Dijital Ekonomide Hukuki Dönüşüm: Türkiye’de Kripto Varlık Regülasyonu

I. Giriş
Kripto varlıklar, dağıtık defter teknolojisi (DLT) üzerinde kriptografik yöntemlerle güvence altına alınan, merkezi bir otoriteye bağlı olmaksızın dijital ağlar üzerinden transfer edilebilen varlıklardır. Küresel düzeyde hızla yaygınlaşan bu varlık sınıfı, geleneksel hukuki kategorilere tam olarak uymaması nedeniyle düzenleyici otoriteler açısından ciddi bir sınıflandırma ve regülasyon ihtiyacı doğurmuştur.
Türkiye, dünya genelinde kripto varlık işlem hacmi bakımından en yüksek oranlardan birine sahip ülkelerden biri olarak bu alandaki düzenleyici çerçeveyi oluşturma sürecinde önemli adımlar atması gerekmektedir. Bu bilgi notunda; Türkiye’de kripto varlıkların hukuki niteliğine ilişkin tartışmalar, mevcut düzenleyici çerçeve, 7518 sayılı Kanun ile getirilen yenilikler, Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) tarafından yayımlanan ikincil düzenlemeler (tebliğler), Mali Suçları Araştırma Kurulu (“MASAK”) yükümlülükleri ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarının (“KVHS”) uyum süreçleri detaylı biçimde ele alınmaktadır.
II. Kripto Varlıkların Hukuki Niteliği ve Sınıflandırma Tartışmaları
Kripto varlıkların hukuki niteliğinin belirlenmesi, uygulanacak hukuki rejimi doğrudan etkilemekte olup bu mesele hem akademik doktrinde hem de uygulamada tartışılmaya devam etmektedir. Kripto varlıkların “para”, “emtia”, “menkul kıymet” veya “gayri maddi varlık” olarak sınıflandırılması; vergilendirme, haciz, miras, uyuşmazlık çözümü ve sermaye piyasası düzenlemeleri gibi birçok alanda farklı sonuçlar doğurmaktadır.
Türk hukukunda kripto varlıklara ilişkin ilk normatif tanım, 16 Nisan 2021 tarihli ve 31456 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” (“Yönetmelik”) ile yapılmıştır. Yönetmelik’in 3. maddesinde kripto varlıklar; “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıklar” şeklinde tanımlanmıştır.
7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na (“SPK”) eklenen tanım ise bu yaklaşımı genişleterek kripto varlıkları; “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar” olarak belirlemiştir. Bu tanım, kripto varlıkların yalnızca bir değişim aracı değil, aynı zamanda belirli hakları temsil edebilen bir varlık kategorisi olduğunu ortaya koymaktadır.
Kripto varlıklar, T.C. Merkez Bankası (“TCMB”) tarafından ihraç edilmemeleri ve yasal güvenceden yoksun olmaları sebebiyle Türk hukukunda yasal ödeme aracı olarak kabul edilmemektedir. TCMB, Yönetmelik ile kripto varlıkların ödeme aracı olarak doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılması ve bu kullanıma yönelik hizmet sunulması açıkça yasaklanmıştır.
SPK’da menkul kıymetler, pay benzeri kıymetler ve borçlanma araçları olarak tanımlanmıştır. Kripto varlıkların büyük çoğunluğu ortaklık hakkı veya borçlanma aracı niteliği taşımadığından, genel kural olarak menkul kıymet olarak nitelendirilmemektedir. Ancak sermaye piyasası araçlarına özgü haklar sağlayan belirli tokenlar bakımından farklı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim SPK m. 35/B(6), bu tür kripto varlıklar üzerinde SPK’nın düzenleyici yetkisini açıkça tesis etmiştir.
Uluslararası alanda, özellikle ABD’de Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) Bitcoin’i arz ve talebe göre değeri belirlenen bir emtia olarak değerlendirme eğilimindedir. Türk hukukunda ise kripto varlıkların emtia olarak kabulü halinde ticari kazanç veya arızi kazanç kapsamında vergilendirilmesi ile KDV yükümlülüğünün gündeme gelmesi söz konusu olabilecektir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mevcut yaklaşımı, kripto varlıkları bir “gayri maddi varlık” olarak değerlendirme yönündedir.
Doktrinde hâkim görüş, kripto varlıkların sui generis (kendine özgü) bir dijital varlık kategorisi oluşturduğu yönündedir.
III. Türkiye’deki Yasal Çerçeve
TCMB tarafından 16 Nisan 2021 tarihinde yayımlanan Yönetmelik, kripto varlıklara ilişkin ilk kapsamlı düzenleme olma niteliğini taşımaktadır. Yönetmelik ile ödeme hizmeti sağlayıcılarının ve elektronik para kuruluşlarının, kripto varlıklara ilişkin alım satım, saklama, transfer veya ihraç hizmeti sunan platformlara veya bu platformlardan yapılacak fon aktarımlarına aracılık etmesi yasaklanmıştır. Ayrıca kripto varlık hizmet sağlayıcıları, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında MASAK yükümlüsü haline getirilmiştir.
Kripto varlık ekosistemi için en köklü değişiklik ise 26 Haziran 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve 2 Temmuz 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile gerçekleştirilmiştir. Bu Kanun, SPK’ya kripto varlıklara ve KVHS’lere ilişkin yeni hükümler ihdas etmiştir. 7518 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinde, Türkiye’nin Mali Eylem Görev Gücü (FATF) gri listesinden çıkması sürecindeki uyum çalışmaları da belirleyici bir rol oynamıştır.
7518 sayılı Kanun ile SPK’ya cüzdan, kripto varlık, KVHS, kripto varlık saklama hizmeti ve platform tanımları eklenmiştir. KVHS’lerin kurulabilmesi ve faaliyete başlaması için SPK’dan izin alınması zorunlu kılınmıştır. Müşteri varlıklarının güvenli, erişilebilir ve takip edilebilir biçimde saklanmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Yurt dışında yerleşik platformların Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik izinsiz faaliyetleri yasaklanmış ve cezai yaptırıma bağlanmıştır. İzinsiz KVHS faaliyetinde bulunanlar için üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Kripto varlıkların zimmetine ilişkin mahkûm olanlar bakımından, Hazineye olan borçlar ödenmediği sürece koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Sermaye Piyasısı Kurulu, 7518 sayılı Kanun’un verdiği yetki çerçevesinde hazırladığı ikincil düzenlemeleri 13 Mart 2025 tarihli ve 32840 sayılı Resmî Gazete’de yayımlamıştır. Söz konusu düzenlemeler, iki ayrı tebliğden oluşmaktadır:
- III-35/B.1 sayılı “Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Tebliğ”
Bu Tebliğ; KVHS’lerin kuruluşu, faaliyete geçmesi, faaliyetleri ve faaliyetlerinin durdurulması; kurucu ve ortakları ile pay devirleri; yöneticileri, personeli ve organizasyon yapısı; iç denetim, iç kontrol ve risk yönetim sistemleri; bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı; belge kayıt düzeni ve denetim esaslarını düzenlemektedir.
- III-35/B.2 sayılı “Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Çalışma Usul ve Esasları ile Sermaye Yeterliliği Hakkında Tebliğ”
Bu Tebliğ ise KVHS’lerin sunabilecekleri hizmet ve faaliyetler, kripto varlıkların alım-satım ortamları, saklanması ve transferi, platformlarda listeleme kriterleri ile sermaye yeterliliğine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
IV. Lisanslama Süreci ve Kuruluş Şartları
III-35/B.1 sayılı Tebliğ uyarınca, KVHS’lerin Türkiye’de kurulabilmesi ve faaliyete başlayabilmesi için SPK’dan izin alınması zorunludur. SPK’nın geçici 11. maddesi kapsamında, 7518 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte halihazırda faaliyet gösteren KVHS’lerin, yürürlük tarihinden itibaren bir ay içinde SPK’ya başvuruda bulunmaları ya da üç ay içinde tasfiye kararı almaları öngörülmüştür. SPK, başvuruda bulunan KVHS’lerin listesini ve tasfiye kararı alan kuruluşların listesini internet sitesinde yayımlamaktadır.
III-35/B.1 sayılı Tebliğ, KVHS kurucu ve ortaklarında aranacak nitelikleri detaylı biçimde düzenlemiştir. Buna göre; kurucu ve ortakların müflis olmaması, konkordato ilan etmemiş olması, belirli suçlardan (zimmet, irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, kara para aklama vb.) hüküm giymemiş olması ve tasfiyeye tabi tutulan finans kuruluşlarında doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazla paya sahip olmaması gerekmektedir.
Yönetim kurulunun asgari üç üyeden oluşması ve üyelerin çoğunluğunun lisans mezunu olması şartı aranmaktadır. Genel müdürün münhasıran bu görev için istihdam edilmiş, Türkiye’de mukim ve tam zamanlı atanmış olması zorunludur. Genel müdür ve genel müdür yardımcılarının mali piyasalar, bilgi işlem, bilgi teknolojileri veya finansal teknolojiler alanında en az yedi yıllık mesleki tecrübeye sahip olması gerekmektedir. 30 Haziran 2025 tarihinden itibaren genel müdür ve genel müdür yardımcısı atamalarında SPK’nın uygun görüşünün alınması zorunlu hale getirilmiştir.
KVHS’lerin bilgi sistemleri ve teknolojik altyapılarına ilişkin olarak TÜBİTAK BİLGEM tarafından hazırlanan teknik kriterler (“TÜBİTAK Altyapı Kriterleri”) esas alınmaktadır. Özel anahtarların ve bunların yedeklerinin Türkiye’de tutulması zorunlu olup, çok taraflı eşik kriptografisi gibi mekanizmalarla parçalara ayrılması halinde dahi her bir parçanın ve anahtar parçalarının kontrolünün KVHS’de olması gerekmektedir (III-35/B.1, md. 27). Soğuk cüzdan ve sıcak cüzdan kullanımına ilişkin güvenlik standartları ayrıca belirlenmiştir.
V. Sermaye Yeterliliği ve Faaliyet Esasları
III-35/B.2 sayılı Tebliğ’in yedinci bölümünde düzenlenen sermaye yeterliliği hükümleri, KVHS’lerin mali sağlamlığını garanti altına almayı amaçlamaktadır. Mevcut KVHS’lerin bu hükümlere en geç 30 Haziran 2025 tarihine kadar uyum sağlamaları gerekmektedir. Pozisyon riski ve döviz kuru riski hesaplamaları belirli oranlar dahilinde yapılmalıdır.
Tebliğler kapsamında KVHS’lere yönelik kapsamlı bir yasaklar rejimi oluşturulmuştur. KVHS’ler; SPK’dan izin alınan konu dışında sınai veya zirai faaliyette bulunamaz, getiri taahhüdünde bulunamaz, yetkisiz işlem yapamaz, fiktif hesap veya kayıt oluşturamaz, müşterilerinden geniş yetki içeren vekâletname alarak işlem yapamaz, döviz alım-satımı ve yurt dışına döviz gönderimi yapamaz. Platformlar nezdinde listelenmiş kripto varlıklar kaldıraçlı işlemlere, türev araç sözleşmelerine, kredili alım, açığa satış ve ödünç işlemlerine konu edilemez. 30 Haziran 2025 tarihinden itibaren platformlar, asgari listeleme kriterlerine uygun olmayan kripto varlıkların ilk satış veya dağıtımına aracılık edemeyecektir.
KVHS’ler, yalnızca platform nezdindeki kripto varlık büyüklüğünün cari değeri asgari olarak III-35/B.2 sayılı Tebliğ m.15 şartlarını sağlayan müşterilere yatırım danışmanlığı hizmeti sunabilecektir. Bu düzenleme, nitelikli yatırımcı koruması anlayışıyla paralel bir yaklaşım sergilemektedir.
VI. MASAK Yükümlülükleri
25 Aralık 2024 tarihli ve 32763 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeler ile MASAK mevzuatında kripto varlık ekosistemine yönelik köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle KVHS’ler, MASAK mevzuatı kapsamında “finansal kuruluş” statüsüne alınmıştır.
Tedbirler Yönetmeliği’ne eklenen 24/A maddesi ile 25 Şubat 2025 tarihinden itibaren yürürlüğe giren düzenleme kapsamında, KVHS’ler tarafından aracılık edilen mevzuatın belirlediği güncel asgari sınır üzeri kripto varlık transferlerinde gönderici ve alıcıya ilişkin kimlik bilgilerinin (ad-soyad, cüzdan adresi, doğum yeri/tarihi, vatandaşlık numarası, vergi kimlik numarası vb.) toplanması, doğrulanması ve iletilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bilgi eksikliği halinde eksikliğin tamamlanması istenmeli; tamamlanmaması durumunda ise kripto varlık transferinin iade edilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme, FATF Tavsiye 16 ile uyumlu olarak şekillendirilmiştir.
KVHS’lerin, müşterilerine ilişkin kimlik tespitlerini Tedbirler Yönetmeliği uyarınca yüz yüze veya MASAK 19 Sıra Nolu Tebliği uyarınca uzaktan kimlik tespiti prosedürlerine uygun hale getirmesi zorunludur. Gizlilik tabanlı kripto varlıkların alım-satımına veya saklanmasına aracılık eden KVHS’lerin uzaktan kimlik tespiti yapması yasaklanmıştır.
KVHS’lerin kurum politikası ve prosedürlerinin oluşturulması, risk yönetimi, izleme ve kontrol faaliyetleri, uyum görevlisi atanması, eğitim ve iç denetim faaliyetlerini kapsayan bir uyum programı oluşturması zorunlu kılınmıştır.
KVHS’ler, MASAK yükümlüsü sıfatıyla şüpheli işlem bildiriminde bulunma, işlem kayıtlarını saklama ve gerektiğinde MASAK’a iletme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadele açısından kritik öneme sahiptir.
VII. AB MICA Düzenlemesi ile Karşılaştırma
Avrupa Birliği’nin Kripto Varlık Piyasaları Tüzüğü (Markets in Crypto-Assets Regulation – MICA), uluslararası alandaki en kapsamlı düzenleme çerçevesidir. MICA, kripto varlıkları e-para tokenları, varlığa dayalı tokenlar ve diğer tokenlar olarak kategorize etmekte; ihraççı ve hizmet sağlayıcılar için lisans, şeffaflık, sermaye gereksinimleri ve tüketici koruması standartları getirmektedir. Türkiye’nin 7518 sayılı Kanun ve bağlı tebliğlerle oluşturduğu düzenleyici çerçeve, birçok açıdan MICA ile paralel bir yaklaşım sergilemektedir. Her iki düzenleme de lisanslama, sermaye yeterliliği, müşteri varlıklarının ayrı saklanması ve bilgi sistemleri güvenliği konularında benzer standartlar öngörmektedir. Ancak Türk düzenlemelerinde kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılmasına yönelik mutlak yasak, MICA’dan ayrışan önemli bir noktadır.
VIII. Sonuç
Türkiye’deki kripto varlık düzenleyici çerçevesi birtakım önemli ilerlemeler kaydetmiş olmakla birlikte, bazı alanlarda hukuki belirsizlikler devam etmektedir. 7518 sayılı Kanun ve SPK tarafından yayımlanan ikincil düzenlemeler ile Türkiye, kripto varlık ekosistemi için kapsamlı bir düzenleyici çerçeve oluşturmuştur.
Kripto varlık kazançlarının vergilendirilmesine ilişkin özel bir kanuni düzenleme henüz mevcut değildir. Mevcut durumda, elde edilen kazancın niteliğine göre gelir vergisi veya kurumlar vergisi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, uygulamada belirsizlikler sürmektedir.
Kripto varlıklar üzerinde mülkiyet hakkının tesisi, sınırlı ayni hakların kurulması, fikri ve sınai mülkiyet haklarına konu olup olamayacağı gibi özel hukuk meseleleri henüz yasal düzlemde netlik kazanmamıştır.
Lisanslama, sermaye yeterliliği, saklama yükümlülükleri, bilgi sistemleri güvenliği ve MASAK uyum gereklilikleri bir bütün olarak ele alındığında, Türkiye’nin bu alandaki regülasyon yaklaşımının uluslararası standartlarla önemli ölçüde uyumlu olduğu görülmektedir.


