KIYMETLİ EVRAKIN ZİYAI VE İPTALİ

Kıymetli evrak niteliği itibariyle hak, senet ve hak ve senedin birleşmesi unsurlarından oluştuğu için, kendine özgü bir iptal usulüne tabidir. Kendisinden ayrılamaz bir hak içeren senedin hak sahibinin rızası dışında elinden çıkması durumunda başkaları tarafından ele geçirilerek hakkın hukuksuz olarak kullanılması söz konusu olacağı için, bunu engellemek amacıyla bir iptal usulü öngörülmüştür. Bu iptal usulü Türk Borçlar Kanunu madde 105’te düzenlenen adı senetlere ilişkin iptal usulünden tamamen farklı, özellikli ve nitelikli bir iptal usulüdür.

Bir kıymetli evrakın iptal edilmesindeki amaç; kıymetli evrak zayi olduğunda hak sahibi açısından hakkın kullanılması veya devredilmesi imkânı ortadan kalkar: iptal hükümleri sayesinde bu imkân hak sahibine yeniden kazandırılır.

Zayi olma kavramı çok geniş bir kavramdır. Kaybolması, çalınması veya gasp edilmesi, bir kısmının veya tamamının yanması, okunamayacak derecede yırtılması gibi durumlarının hepsi, kıymetli evrakın zayi olduğu durumlardır. Fakat kıymetli evrakın zilyetliğinin geçici olarak elden çıkması, zayi durumu meydana getirmez. Çünkü böyle durumlarda kıymetli evrakın zilyetliği eninde sonunda tekrar hak sahibine geçecektir. Zayi olmanın anlamı, kıymetli evrakın artık hak sahibine geri dönemez hale gelmesidir.

Kıymetli Evrakın İptaline İlişkin Hükümler

TTK madde 651’e göre;

 “(1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.

 (2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.”

Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, kıymetli evrakın iptali sadece mahkeme kararıyla mümkündür. İptal davasını hak sahibi olan kişi açmalıdır. TTK m. 646/2 hükmü uyarınca da senette hak sahibi olarak kabul edilen kişi senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişidir. Hak sahibi kişinin iptal davası açabilmesi için iptali istenen senedin bir kıymetli evrak olması gerekir.

Taşıması gereken zorunlu unsurları bilinçli olarak eksik bırakıldığı için “açık poliçe” , ”açık bono” ve “açık çek” niteliğinde sayılan bir senedin iptal hükümlerine tabi olup olmayacağı hususunda kanunda bir düzenleme yoktur. Fakat Yargıtay kararlarına göre, açık senetler de kıymetli evrak sayılacağı için ve eksik unsurları da sonradan doldurulabileceği için iptale tabidir. 11. HD, 21.06.2017, E. 2016/1016, K. 2017/3929  “TTK m. 680 uyarınca, bononun kısmen doldurulmuş ya da sadece imzalanmış olarak tedavüle çıkarılması mümkündür. Bu takdirde eksiklik, senedin ibrazına kadar tamamlanabilir. Dolayısıyla başlangıçta lehtar hanesi boş olan bir senet, bu eksikliğin tamamlanması ihtimalinde, kambiyo senedi vasfıyla işleme tâbi tutulabilmektedir. Bu nedenle, söz konusu açık senedin kaybı hâlinde zayi nedeniyle iptal davası açılabilir.” “….Bu nedenle lehtar hanesi açık olan bononun doldurularak, zorunlu unsurları tamamlanarak kambiyo senedi vasfıyla işlem yapılması mümkün olduğundan, zayi nedeniyle iptal davasına konu edilmesi de mümkün olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.”

İptal davası açılması için gerekli olan ilk şart senedin bir kıymetli evrak olmasıdır. İkinci şart ise, senedin zayi olması gerektiğidir. Burada zayi olması gereken senettir. Üçüncü şart ise iptalin istenebilmesi için senette yer alan hak halen mevcut olmalıdır.

TTK 651/2‘ye göre; kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir. Buna göre senedin iptalini sadece hak sahibi isteyebilir.

Hak sahibi de senedin lehtarı veya kendisine devredilen hamildir.

Keşidecinin iptal davası açmaya yetkili olmadığını kabul etsek de menfi tespit davası veya istirdat davası açabilir.

Kıymetli evrakın zayi olması sonucunda açılacak olan dava bir tespit davası niteliğindedir. Fakat iptal davası sonucunda iptal talep eden açısından iki seçenek doğar:

TTK 652/1‘e göre ; “İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.”

TTK 652/2’ye göre “Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır.” ve TTK 653’e göre “Çeşitli kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklıdır.”

Hamilini Yazılı Senetlerin İptali

TTK 661/2’e göre iptal kararında yetkili mahkeme “Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri veya pay senetleri hakkında anonim şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.”

İptal davası çekişmesiz bir davadır dolayısıyla kanun genel olarak davacı kavramından uzak durmaktadır bu kavram yerine dilekçe sahibi kavramını kullanır. İptal davasının çekişmesiz bir dava olmasının sonucu olarak, verilen kararlara karşı temyize gidilmez fakat istinafa gidilebilir.

Hak sahibi, iptal davası açarken senedin zilyedi olduğunu ama bu zilyetliğini bir şekilde kaybettiğini ispat etmelidir. Burada sözü edilen ispat yaklaşık ispattır ve bu ispat için Yargıtay çeşitli belgeler saymıştır. Örneğin; iptal eden kişi protesto edildiğine dair bir belge, banka ihbarnamesi, senet bordrosu gibi.

TTK 662/1’e göre “Dilekçe sahibinin istemi üzerine mahkeme, senedin borçlusunu, aksine hareket ettiği takdirde iki defa ödemek zorunda kalacağını ihtar ederek bedelini ödemekten yasaklar.” Buna ödeme yasağı denir. Bu talep iptal talebinden farklı bir taleptir. Ödeme yasağı talep etmek, iptali istenen senedin ödenmesinin durdurulmasını talep etmektir. Ödeme yasağı konulduysa eğer, ilgilisine bildirilir. Bildirime rağmen ödeme gerçekleştirirse ikinci defa ödeme yapmak zorunda kalabilir. Ödeme yasağı bir ihtiyati tedbir niteliğindedir. Ödeme yasağı talebi reddedilen dilekçe sahibi, bölge adliye mahkemesine başvurabilir.

HMK 362/1(ç) bendine göre çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar temyize götürülemez. Dolayısıyla ödeme yasağı talebi bölge adliye mahkemesi tarafından da reddedilen dilekçe sahibi, Yargıtay’a başvuramaz.

TTK 763’e göre “Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.”

Bu durumda kıymetli evrakı elinden rızası dışında çıkan hamil, kıymetli evrakın kimin elinde olduğunu biliyorsa yetkili ve görevli mahkemeye başvurarak senedi haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı iade davası açabilir.

Ödeme yasağından sonra ilan usulüne geçilir. Kanuna göre senedin iptali açısından bir ilan aşamasına geçilmesi gerekmektedir. Bu ilan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesine yapılır. İlanın amacı senedi elinde tutan kişi gerçekten hak sahibi ise, bu senedi mahkemeye ibraz ederek asıl hak sahibi olduğunu belirtmesine davet etmektir. Hamiline yazılı senetler açısından ilan süresi altı aydır. İlan verildikten sonra ortaya iki durum çıkmaktadır;

1.Durum; Senedi elinde bulunduran kişi senedi mahkemeye altı ay içinde ibraz ederek asıl hak sahibinin kendisi olduğunu belirtebilir. Bu durumda mahkemeye iptal davası açan kişiye bir süre verir ve bu süre içinde iptal davasını istirdat davasına dönüştürmesini bekler. Eğer dava istirdat davasına dönüşürse çekişmeli bir davaya dönüşmüş olur. Eğer dönüştürmezse mahkeme ödeme yasağını kaldırarak davanın reddine karar verir. İptal davasının istirdat davasına dönüşmesi konusunda doktrinde çeşitli görüşler vardır. Bazı yazarlar, bu davanın istirdat davası olduğunu söylerken bazı yazarlar ise, iptal davasının dönüştürüldüğü davanın istirdat davası olmadığını ,kendine özgü (sui generis) bir dava olduğunu söylerler. Bu davanın istirdat davası sayıldığı durumlarda, senedi iyi niyetle iktisap eden kişi aleyhine istirdat davası açılamayacak; sadece kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusurlu olan kişilere karşı açılabilecektir. Kendine özgü bir dava olarak kabul edildiği durumlarda ise, hamil ancak senedi kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya ağır kusuru bulunduğu takdirde senedi geri vermekle yükümlüdür.

2.Durum; Senedi elinde bulunduran kişi senedi mahkemeye kendisine verilen süre içerisinde ibraz etmezse mahkeme, iptal kararı verir. İptal kararı verilmesinden sonra mahkeme bu kararı çekişmesiz yargı işi olduğu için ilama bağlar. Bu ilam, kıymetli evrak niteliği taşımaz, sadece tespit hükmü niteliğindedir. Dolayısıyla hak sahibi, bu ilama dayanarak icra takibi başlatamaz.

Nama Yazılı Senetlerin İptali

TTK 657/1’e göre; “ Aksine özel hükümler bulunmadıkça nama yazılı senetler, hamile yazılı senetlere ilişkin hükümlere göre iptal olunur.”

TTK 657/2’ ye göre; “Borçlu, senette ilanların sayısını azaltmak veya süreleri kısaltmak suretiyle iptal için daha basit bir usul öngörebileceği gibi, alacaklı kendisine senedin iptal ve borcun ödendiğini gösteren, resmen düzenlenmiş veya usulen onaylanmış bir belge verdiği takdirde, senet ibraz edilmeksizin ve iptaline karar verilmeksizin de geçerli olmak üzere ödemek hakkını da saklı tutabilir.”

Buradan da anlaşılacağı üzere, taraflar nama yazlı senedi düzenlerken senedi düzenleyen senette bu ilanlar bakımından bazı değişiklikler yapabilir, fakat bunu senet üzerinde derç etmelidir.

Emre Yazılı Senetlerin İptali

Emre yazılı senetler bakımından poliçenin iptaline ilişkin hükümler uygulanır.

TTK 757/1’e göre “İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir.” Aslında bu hüküm hamile yazılı senetlerin iptaline ilişkin usullerde değindiğimiz ödeme yasağı talebidir. Emre yazılı senetlerin iptali bakımından ödeme yasağı talep etmede bir teminat isteme durumu vardır. Mahkeme, ödeme yasağı kararı vermek için talepte bulunan kişiden uygun bir teminat isteyebilir. Bu teminatın yatırılması için de bir süre verir ve yatırılmasıyla birlikte ödeme yasağına karar verir. Verilen süre, poliçenin iptaline ilişkin hükümlerde değişmektedir. Hamile yazılı senetlerin iptali bakımından senedin mahkemeye ibraz edilme süresi 6 aydır. TTK 761/1’ e göre; “Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır.” Bu konuda mahkemeye takdir yetkisi verilmiştir.

TTK 761/3’e göre; “ Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi   gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.”

TTK 762’ ye göre; poliçenin getirilmesine ilişkin ilan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde üç defa yapılır. Mahkeme gerek duyması halinde başka bir ilan yöntemi de belirleyebilir;  Örneğin ilan yerel bir gazetede yapılabilir.

Sonuç

Hak sahibinin elinden rızası dışında çıkan kıymetli evrağın kendine özgü bir iptal usulü vardır ve bu da kıymetli evrakın türlerine göre farklılık arz etmektedir. İptal usulündeki amaç, kıymetli evrakın başkaları tarafından ele geçirilerek hakkın hukuksuz olarak kullanılması engel olmaktır. Burada Türk Ticaret Kanunu’nun çeşitli hükümleri ve Yargıtay kararları dikkate alınarak usulüne uygun bir şekilde iptal süreci yürütülmelidir.