HALKA AÇIK ORTAKLIKLARDA BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN YETKİLERİ VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Kurumsal yönetim, şirketin “hesap verilebilirlik” anlayışının geliştirilmesi ile şeffaf temsil anlayışının oluşturulması ihtiyacının karşılığı olarak geliştirilen ortak temel yaklaşımdır. Bu yaklaşıma 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve Kurumsal Yönetim Tebliği No. II-17.’nin ekinde yer alan Kurumsal Yönetim İlkelerinde yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ise bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu mevzuatında yer alan hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda kurumsal yönetim ilkeleri de Türk hukukunda Sermaye Piyasası Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu temelinde regüle edilerek açık ve adil yönetimin tesisi, tabiiyet arz eden ortaklıklar bakımından kanuni bir yükümlülük olarak atfedilmiştir.

Yönetim kontrolünü elinde bulunduran hâkim hissedarların bulunduğu şirketlerde, yönetim kurulu, sermayenin çoğunluğunu elinde bulunduran hâkim grubun talimatlarına göre hareket etmek durumunda kalabilir. Yönetsel karar sürecinin hâkim hissedarların çıkarlarına öncelik verdiği şirketlerde küçük hissedarların haklarının istismarı riski vardır. Bu sebeple Kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği, doğası gereği, şirketin olağan ticari icraatlarına aktif olarak katılmadan yönetim kurulu toplantısında veya toplantı haricinde pay sahiplerinin menfaatlerini korumak yönünde aksiyon alan ve şirketin çıkarlarıyla uyumsuz hallere karşı koyabilen, tarafsız konumlandırılmak suretiyle karar alma, idare ve temsil görevlerinden ve bu görevlerin etkilerinden arınmış şekilde kurgulanmaktadır. Bu bakımdan bağımsız yönetim kurulu üyelerinin esas amacı şirketin kapalı devre yönetilmesini engelleyebilecek bir mekanizmanın oluşturulmasıdır.

SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri’ne göre, yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu icrada görevli olmayan üyelerden oluşur ve bu üyeler arasında, görevlerini hiçbir etki altında kalmaksızın yapabilme niteliğine sahip bağımsız üyeler bulunur. (KY İlkeleri, m. 4.3.2, 4.3.3) İcrada görevli olmayan ve bağımsız üyeler, şirketin herhangi bir hissesini elinde bulundurmadan yönetim kurulu üyesi olan gerçek bir kişidir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1529’uncu maddesi ile paralellik arz eden Sermaye Piyasası Kanunu’nun 17’nci maddesi uyarınca; halka açık ortaklıklarda kurumsal yönetim ilkeleri, yönetim kurulunun buna ilişkin açıklamasının esasları ve şirketlerin / ortaklıkların bu yönden derecelendirme kural ve sonuçları ile bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine ilişkin usul ve esaslar Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından belirlenir. Bu itibarla Kurul 03/01/2014 tarihli 28871 Sayılı Resmî Gazete ’de Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1) (“Tebliğ”)’ni yayınlamıştır.

Tebliğ’in birinci maddesinin ikinci fıkrası, kurumsal yönetim ilkelerine ilişkin hükümlere tabiiyeti belirlemekte olup, payları borsada işlem gören halka açık ortaklıklar için işbu Tebliğ, uygulama alanı bulmaktadır. Şu hâlde halka açık ortaklıklarda yönetim kurulu üye sayısı her durumda 5 (beş) üyeden az olmamak üzere teşekkül edecek şekilde yapılanmakta olup, icrada görevli olmayan yönetim kurulu üyeleri içerisinde görevlerini baskıdan ari şekilde yapabilme niteliğini haiz bağımsız üyeler bulunmaktadır. Bu bağlamda yönetim kurulu içerisindeki bağımsız üye sayısı; toplam üye sayısının üçte birinden az olmayacaktır. Bağımsız üye sayısının hesaplanmasında küsuratlar izleyen tam sayı olarak dikkate alınacak olduğundan, herhâlde bağımsız üye sayısı ikiden az olamaz. Ek olarak görev süresi bakımından Tebliğ gereği, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin görev süresi üç yıla kadar oluptekrar aday gösterilerek seçilmeleri mümkündür.

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin yetkileri;  önleme, aydınlatma ve komitelerde yer almak üzere üç ana başlıkta tasnif edilebilir.

Yetkilerinden ilki, ilişkili taraflarla gerçekleştirilen münferit işlemlerde ve şirketin mali durumunu etkileyen önemli işlemlerde yönetim kurulu kararlarının icrasını önlemektir. Münferit işlem, hâkim ortaklık ile grup şirketlerinin belirli büyüklükteki ilişkili taraf işlemleridir. Yönetim kurulunda her üyenin bir oy hakkı olmasına rağmen, Tebliğ’in 9’uncu maddesinde detayları düzenlenen ilişkili işlemlerde, ilişkili taraf niteliğinde olan yönetim kurulu üyesi oy kullanamayacaktır. Bağımsız yönetim kurulu üyeliğinin işbu yetkisinin yansıması, bağımsız olumsuz oyunun işlevinde kendini göstermektedir. Öyle ki, her ne kadar yönetim kurulunda kural olarak toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu aransa dahi, karar yeter sayısı sağlanmasına rağmen, kanunda açıkça belirtilen önemli nitelikteki işlemler bakımından bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun olumsuz yöndeki oyu ile yönetim kurulunun karar alamaması sonucu doğacaktır. Zira Tebliğ’in 9’uncu maddesinin 3’üncü fıkrası ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun 17’nci maddesinin 3’üncü fıkrası ışığında, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun söz konusu işlemleri onaylamaması halinde, muhalefet gerekçesinin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda ilanı yanında ilişkili taraf işlemlerine ilişkin olan ve bağımsız üyelerin çoğunluğunun olumlu oyu gereken söz konusu kararların uygulanabilmesi için konu işleme, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun veya genel kurulun onay vermiş olması gerektiği şart koşulmuştur. Aksi takdirde koşulları sağlamayan yönetim kurulu ve genel kurul kararları Sermaye Piyasası Kanunu’nun 17’nci maddesinin 3’üncü fıkrası gereği kesin hükümsüzlük teşkil edecektir.

Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin kamuyu aydınlatma işlevi ise ilişkili taraflarla gerçekleştirilen devamlılık arz eden işlemler ile teminat verilmesi gerektiren işlemlerde gündeme gelir. Tebliğ’in 10’uncu maddesinin 2’inci fıkrasının (b) bendinde ve ilgi Sermaye Piyasası Kanunu maddesi kapsamında yaygın ve süreklilik arz eden belirli işlemler bakımından, halka açık ortaklıklar nezdinde yönetim kurulunda karar yeter sayısının sağlanmasına rağmen, bağımsız üyelerinin çoğunluğunun konu işlemi onaylamaması halinde, muhalefet gerekçesinin kamuya açıklanması zorunlu kılınmıştır.

Tebliğ’in 5’inci maddesi 1.fıkrası uyarınca Kurumsal Yönetim İlkeleri’nin Tebliğinin ekinde yer alan 4.5. maddesi altında yönetim kuruluna komiteler kurulması zarureti yüklenmiştir. Komitelerin ise en az iki üyeden oluşması ve komitelerin iki üyeden oluşması halinde ise tüm üyelerinin bağımsız üye olması şarttır. İcra başkanı/genel müdür komitelerde görev alamaz. Yine tüm komitelerde, komite başkanlarının bağımsız üyelerden seçilmesi, ayrıca denetimden sorumlu komitelerin tüm üyelerinin bağımsız yönetim kurulu üyelerinden ihdası gerekmektedir.

Mali haklar bakımından değerlendirildiği takdirde ise; halka açık ortaklıklarda yönetim kurulu üyelerinin ücretlendirmelerine ilişkin planlama yapılması, bu ücretlendirme esaslarının yazılı hâle getirilmesi ve ayrı bir genel kurul gündem maddesi olarak yer alması öngörülmüştür. Kurumsal Yönetim İlkeleri’nin 4.6.2. maddesinde bu üyelere ödenecek ücretin kâr payı, pay opsiyon ve şirket performansına bağlanamayacağı; 4.6.3. maddesinde konu ücretin, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin bağımsızlıklarını koruyacağı düzeyde bırakılması tanzim edilmiştir. Bu noktada, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretler ve tüm menfaatler, kişi bazlı olarak, yıllık faaliyet raporu ile kamuya açıklanmalıdır.

Nihai olarak, Kurumsal Yönetim Sistemi içerisinde, yönetim kurullarında bağımsız üyelerin görevlendirilmesinin amacı, yönetim kurulu üzerinde izleme fonksiyonuna hizmet etmesi ile birlikte, yönetim kurulu kararlarının doğruluğunu sorgulaması ve gerektiğinde karsı çıkması, aynı zamanda şirket stratejisine objektif katkı sunmasıdır. Sorumlulukları kısmında ise Bağımsız üyelerin, şirket faaliyetlerinin yürütülmesinde, kararların icrasında yetkili olmadığı, bu nedenle sorumluluklarının, şirketin işleyişinden kaynaklı zararlarından değil; denetleme, gözetleme ve aydınlatma yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararlardan sorumluluğu vardır.

Bilgilerinize sunarız.